View all posts filed under 'Movie/DVD'

Sevgili dünya,

Monday, 12. October 2009 1:08

Öncelikle buradan tek başına çocuk büyütmeye çalışan bütün annelere ve babalara sabır dilemek istiyorum. Çocuk büyütmek zor zanaat. Ebeveynlerimizi sevelim. Bence her ilgili ebeveyn için heykel dikmeliyiz. Bunu anladım, gördüm ve hissettim. Annem hep “Çocuğun olunca anlarsın” derdi de inanmazdım. Çocuğum olmadı ama papağanım oldu. Sabrımın sınırları don lastiği gibi genişlediğini hissedebiliyorum. Duygusal laçkalaşma için ise herhangi bir benzetme bulamadım.

İkinci paragrafımda Jazz’ı elden beslenmeye alıştıran çocuğa seslenmek istiyorum: İNŞALLAH SABAHIN 7:47′SİNDE UYANIP MAMA İSTEYEN BİR ÇOCUĞUN OLUR SENİN DE!!! UMARIM MAMASINI DA ÜSTÜNE TÜKÜRÜR!! BEN ÇEKİYORUM SEN DE ÇEK LAN!

Üçüncü paragrafımda ise kendimi telkin ediyor olacağım. Burayı geçip sonucu okuyabilirsiniz isterseniz. Evet, başlıyorum: Sera, yarın okula gidecek ve eğleneceksin. Özlediğin arkadaşların ve Emre var. Bence her şey süper olacak. Bence kalkabilirsin sabah. Buna inanıyorum. Change, we can, Sera. ORRAAAAYT!

Sonuç olarak, Cafe Palace’ın porsiyonları gerçekten çok büyük. Bir de Adana’dan, geçirdiğim sabah cinnetlerinden birinde, bir başka Jazz’ı besleme seansı esnasında  mama sipariş etmiştim acaba nerede o. Umarım yarın gelir ama evde de biri olur. Olmazsa ne olur bilemiyorum.  Ayrıca 30 TL’de ütülmüş olabilirim ama bunu yarın okulda öğreneceğim. Öğrendiğim zaman bu yazıyı edit’lemeyeceğim. Sanki hiç ütülmemişim gibi yapacağım. Alternatif gerçekliğimde kendime küçük bir dünya kurdum, ütülmüşsem bir süre orada yaşayacağım.

PS: (500) Days of Summer çok güzeeeeeeel. Bence herkes gitsin izlesin. Şimdi sırada Julie & Julia ve New Moon var. Kesin izlemek lazım.

Category:Movie/DVD, Personal, Uncategorized | Comments (2) | Author: Sera

Randomness

Saturday, 25. April 2009 15:28

  1. I’m bored.
  2. It’s funny how my dream job would never make me any money and it takes lots of money, time and experience to get to qualify for it.
  3. I think weaklazyliar is an underestimated band.
  4. All this dispute between Greeks and Turks have always been a matter that breaks my heart.
  5. I’m about graduate, there’s an economical crisis and I hate my major. Now, it’s time to look for reasons to be an optimist.
  6. I have a piano recital to attend in 12 days. It’s the most formal one. There’s going to be a jury and all. Makes me nervous indeed.
  7. I think I’m going to watch Reality Bites again after watching The Last Kiss for the 538592365986th time.
  8. I still can’t believe I’m about to watch The L Word’s first episode. Estrogen secreted somewhere other than my body scares me  :blink_tb:
  9. I really need a vacation of any kind.
  10. *Goes to check restaurants and hotels in western Turkey*
  11. Meh
  12. Raki-mezze-sea view trio… missed that very much.
  13. Gotta go and work on my BS Project.
  14. Meh for the one last time.

Category:Movie/DVD, Music, Personal, Uncategorized | Comments (1) | Author: Sera

Dans la même histoire, la même histoire (*)

Friday, 10. April 2009 15:20

Paris Je T'aimeAz önce Paris, Je T’aime (doğru mu yazdım?) adlı filmi izledim. Gayet başarılı bir film. Bundan bir kaç sene önce New York, I Love You ismin taşıyan ve festivallerde tanıtılan bir filme rastlamıştım. Bu sene içinde ABD başta olmak üzere bir kaç ülkede daha gösterime girecek diye biliyorum. Paris, Je T’aime filmini bu vesile ile buldum. Zira yanlış hatırlamıyorsam aynı ekip New York filmini çekecek.

Paris, Je T’aime tahmin edebileceğiniz gibi Paris’te geçmekte fakat isminde je t’aime olduğu için bütün filmin bir kaç klişe aşk hikayesinden ibaret olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bir sürü insanın hayatına kısa bir süre eşlik etme sunuyor film izleyicisine. Anlatımı o kadar güzel ki bu kısa süre içerisinde karaktere yabancılık çekmiyor ve hakkında bir sürü detay öğrenebiliyorsunuz. Crash filmindeki gibi olmasa da bu insanların hepsi filmin sonunda bir bütüne bağlanıyor. Mekanlar, insanlar ve özellikle müzikler çok hoş. Bunlardan ayrı olarak filmi izlemeniz için bir neden sunmam gerekirse şunu diyebilirim: Natalie Portman filmin kadrosunda. Tanrım o kadındaki yeteneği diğer insancıklara bölsen olmuyor muydu? Hepsi bir yerde toplanınca hiç adaletli olmadı, sadece söylemek istedim.

Sonuç olarak filmi kesinlikle öneriyorum. Kesinlikle insanı yormayan, sıkmayan fakat 2 saat boyunca hoş bir yolculuğa çıkarmayı başaran bir film. Edinip izleyiniz.

PS: Ayrıca şunu da söylemek istedim: Öyle filmdeki gibi bir dünya yok ya da var da bizim haberimiz yok. Her şekilde batsın bu dünya. Şu dediklerim bir anlam ifade etmiyor olabilir ama izleyince eminim bu notumu anlayacaksınız.

(*) In the same story, the same story – La Même Historie (We’re All in the Dance) – Feist

Category:Movie/DVD | Comments (1) | Author: Sera