Thursday, 6. May 2010 22:26
Bahar meltemini yüzümde hissetmeyeli bayağı oluyor. Sanırım bahar bu sene İstanbul’a uğramayacak. Keşke yaza bu kadar keskin bir giriş yapmıyor olsaydık. Yaz demişken, bugün biraz düşündüm; geçen yazdan beri sanki seneler geçmiş gibi geliyor. Garip bir şekilde, değişmiş değil ama, farklı biri gibi hissediyorum. Her zaman ki gibi iyi mi kötü mü tam emin değilim. Fakat her değişimin, uzun vadede, bireyi daha iyi biri yaptığı gibi bir kanım var. Tek yapmak gereken beklemek.
Bu aralar yorgun hissediyorum. Kendimi bir hayat biçimine alıştırmaya çalışıyorum. “Hayatta bana bu kadar var” gibilerinden. Belki yaptığım yanlış ama şu aralar yapılması gereken bu gibime geliyor. Çalışmam lazım; işimi sevsem de, sevmesem de. Arada sıkılıp bunu dile getirsem de, genel olarak katlanabiliyorum. Ayda iki kere, çarşamba günleri piyano dersine gidiyorum. Bu sefer gerçekten iyi bir öğretmen buldum, kendisini çok da sevdim. Fakat o dersler bana çok dokunuyor. Hani bir odada kalırsınız, havası ağırlaşır ama farkında olmazsınız ya? Sonra kalkar bir cam açarsınız ve dışarıdan gelen hava ciğerlerinizi keser ama nefes aldığınızı hissedersiniz. İşte öyle bir his. Birden nefes aldığımı hissediyorum. Daha canlı, daha dengeli ve mutlu oluyorum. Bunlar şu an için hissetmemem gereken şeyler ama. Zira bundan sonra hayatımda müziğe büyük bir yer ayıramayacağım gibi duruyor. Aslında her akşam eve yorgun argın eve gelip, kendimi yatağa atıp, uyanıp yemek yedikten sonra tekrar yatmaktan bıktım. Bilemiyorum.
Amy’nin sabit diski göçtükten sonra ilk defa, resim klasörünü yedeklemediğim için pişmanlık hissediyorum. Seneler önce yazlıkta çektiğim tomurcukları açmaya başlamış kiraz ağacının fotoğrafına ihtiyacım var. O ana geri dönüpi o histen geri kalanları yaşamak istiyorum. Gerçekten huzurlu bir gündü. Artık eskisi kadar yazlığa gidemiyoruz. Zaten ben de cumartesileri çalışıyorum, gitsek de 1 gün kalıp döneceğiz bu sene. Bunu dediğim için kendime kızıyorum aslında, çünkü daha 2.5 ay oldu işe başlayalı ama sanırım bir tatile ihtiyacım var. En azından kafamı toparlayabilmeme yetecek bir zaman aralığına.
(*) Yann Tiersen, Amelie OST