But still my language comes from a record player that you can’t hear…
Müthiş bir rüzgar saçlarımı savuruyor, etrafta lavdan dalgaların ateşi, suratımı ve vücudumu yalıyor; etraf cehennem gibi ama ben ileri doğru gidiyorum. Bir yandan da üzerimde ağır bir zırh ve elimde zırhtan daha ağır bir kılıç var; her yanımı sarmış iblislerimle savaşmaya çalışıyorum. Peki ne için? Kıçıma ulaşmak için! Dağların tepesine inşaa edilmiş bir kalenin, bir kulesine kıçımı kapamışlar, bilgisayarı da gardiyan niyetine koymuşlar sanki. Kıçımı bir ayırabilsem bilgisayarın başından hayatıma kavuşacakmışım gibi geliyor ama bilemiyorum da. Alışmış kudurmuştan beterdir derler.
Öte yandan ben hem alışıp, hem de kudurmuş olabilirim. Ne bu böyle ya? Hayat mı Allah aşkına? Saat olmuş gene 03:55, ben oturmuşum blog yazıyorum. Neden? Çünkü listemde konuşacak kimse yok. Olsa 5′e kadar oturacağım. Ben de bazen kontrol duygumun zaaflarıma yansımasını istiyorum fakat olmuyor. Fakat kararlıyım, kıçıma ulaşıp onu bilgisayardan kurtaracağım. Sonra kıçım ve ben birlikte yayılıp kitaplar okuyacağız, yatma vaktimizi insansı saatlere çekeceğiz ve zamanımızı daha fazla boşa harcamayacağız. Tanrı’m kimsenin kıçını bilgisayarların gardiyan olduğu, gidiş yolu tuzaklarla dolu kulelere kapamasın.
Dipnot: Başlık, JYLT adlı grubun Life Like Dream adlı cover’ına aittir. Ben sevdim, siz de sevin çünkü güzel. Dipnotun ilk cümlesi de anayasa maddesi gibi oldu; 3. maddenin 4. fıkrası sanki. Amaaaan. Ne bileyim ben.
Dipnot 2: Sanki modemi kaparsam bu iş olacakmış gibi geliyor aslında. Küçük adımlarla başlamak lazım.

Friday, 27. November 2009 0:54
neden?
Friday, 27. November 2009 0:55
Çünkü kimse kıçı olmadan yaşayamaz. Kıçım olmadan asla!